BEN-LİK SAYGISI VE ÖZ-ŞEFKAT

BENliğiniz içinizdeki ÇOCUĞA ne söylüyor?

Mindfulness uygulamalarının benlik saygısına etkisi

En son ne zaman kendinizi ‘işte yine yaptım, ben zaten her şeyi mahvederim’ derken buldunuz? Yada kendinizi, başkalarını eleştirmediğiniz kadar acımasızca eleştirdiniz?

Kendinizi ‘iyi’ hissetmek istersiniz, fakat ne kadar çabalasanız da kendinize ilişkin ‘kalıcı’ bir memnuniyet edinemezsiniz. Fikirlerini önemsediğiniz birinden övgüler alırsınız, bu belki bir süre iyi hissetmenizi sağlar, ancak maalesef çok uzun sürmez. Soluksuz ‘yenilginize’ geri dönersiniz.

Sürekli, sizde bir sorun olduğunu düşündüğünüzden saatlerinizi bu sorunu çözmeye harcarsınız. Kendinizi şişman bulursunuz. Çirkin bulursunuz. Başarısız ve belki değersiz bulursunuz. Bedeninizle savaşır, kişiliğinizle savaşır, sevmediğiniz fazlalıklarınızı, kişilik özelliklerinizi gizlemeye çalışırsınız.

Aldığınız her geri bildirimde yorumladığınız ‘değersiz olduğunuz’, arkadaşlarınıza ya da işinize layık olmadığınızdır.

Zaman zaman kendinizi iyi hissettiğiniz olur, ancak bu uzun sürmez, hemen kabuğunuza çekilir ve yeniden ‘yenilginize’ dönersiniz.

Peki hiç düşündünüz mü?

Ya bunlar tamamen yanlışsa?

Ya sorun sizde değilse?

Ya sorun kendinizle ilişki kurma şeklinizdeyse?

Aslında sorun, bu olumsuz düşünceleri alma şeklinizdeyse?

Kusursuz olduğunuzu söylemiyorum. Ya da kendinizi eleştirmenin  kötü bir şey olduğunu… Ancak, bir düşünün, tüm bu olumsuz düşüncelerin doğru olduğunu nereden biliyorsunuz? Daha önce hiç, doğruluğundan emin olduğunuz bir düşüncenin aslında tamamen yanlış olduğunu fark ettiğiniz oldu mu?Hiç yanıldığınız oldu mu?

Zihnimiz bir düşünce makinesi gibidir, sürekli yenisini üretir. Çünkü onun işi budur. BENliğimize duyduğumuz saygı değerinden düşükse zihnimiz kendimizle ilgili olumsuz cümleler üretecektir.

Gün boyunca çevremizdeki insanları ve kendimizi değerlendiririz. Ancak çoğunlukla, kendimizle ilgili düşüncelerimiz yanlıştır ve hatta acımasızdır. Kendimize ilişkin kişisel düşüncelerimiz ‘uzandığınız şezlongdan gökyüzüne hasır bir şemsiyenin altından bakmak gibidir’

Peki hiç düşündünüz mü?

NEDEN?

Bunun sebebi çoğunlukla çocukluk dönemi ihmali olan düşük benlik saygısının sonucu BENliğimizin içimizdeki ÇOCUĞA olumsuz cümleler yüklüyor olmasıdır. Bunun sebebi aslında, çocukluk döneminde beğenilmemiş, onaylanmamış olmak algınızdır.

Şimdiye kadar bununla mücadele edip kurtulamadıysanız, zihnimizi yoran ve içinde bulunduğumuz anı yaşamamızı engelleyen bu durumun üstesinden gelmek için günümüzde yeni bir yaklaşım önerilmektedir. Kendimizle barışmamızı sağlayan, BENliğimizle iyi ilişkiler kurmamızı sağlayan bir yöntem. Bilinçli yaşama sanatı olarak da adlandırılan bu yaklaşım –Mindfulness– dikkati şimdiki ana bilinçli ve yargısız olarak odaklamak demektir.

Doğru olsalar da olmasalar da, kendinizle ilgili olumsuz düşüncelere takılmak yerine, onları sadece ‘düşünceler’ olarak kabul etmenin bir başka yoludur. Duygu ve düşüncelerin zihinden gelip geçmesine izin vermek, ‘iyi’ ya da ‘kötü’ye müdahale etmeden kabul edip sakince gözlemlemektir.

İçimizdeki çocuğa, başkalarına gösterdiğimiz şefkati göstererek, onu olduğu gibi kabullenmektir.

Şimdi bir dakikalığına gözlerinizi kapatın ve kendinizle ilgili olumsuz bir düşüncenizi hatırlayın. BENliğinizi etiketlemek yerine, ‘Ben ….’ demek yerine, ‘Benim …. olduğuma ilişkin düşüncelerim var’ demeyi deneyin.

Araştırmalar birçok insan kendimizi ‘etiketlemek’ yerine ‘düşünceleri fark etme’nin etkili olduğunu iletmiştir. Bu elbette tamamen değişim için yeterli değildir. Ancak bu düşük benlik saygısıyla mücadele etmek için ilk adımdır.

BENliğinize karşı katı olmanın size iyi geldiğini düşünebilirsiniz, ancak araştırmalar öz-şefkatin BENliğinizle ilişki kurmanın iyi bir yolu olduğunu göstermektektedir.

Öz-şefkat, farkındalığın (mindfulness) bir boyutudur. Bu aynı zamanda kendinizle iyi ilişki kurma çabanızın bir onayıdır. Zor günler geçiren sevdiğinize şefkat göstermek gibidir. Kendinizi ihmal etmemek BENliğinizi olduğu gibi kabul etmektir.

Araştırmalar, kendini katı bir şekilde olumsuz olarak eleştiren kişilerin daha depresif,  daha kaygılı olduğunu ve benlik saygılarının daha düşük olduğunu göstermektedir (Nerff, 2011). Katı olmak hedefe ulaşmak için elverişli bir yol değildir. Olumsuz ve katı öz eleştiri, hayatın gerçekleri olan duygusal kaynakları tüketir. Araştırmalar, öz-şefkate sahip bireylerin olmayanlara oranla, hedefe odaklanabildiğini, başarısızlıklara rağmen denemeye ve mücadele etmeye devam ettiklerini göstermektedir. Bu insanlar geçmiş hatalarıyla yüzleşmek ve bunlarla mücadele etme konusunda daha başarılılardır.

İçinizde bir çocuk, içinizde bir BENlik var. BENliğinizle iyi ilişkiler içinde olmayı hak ediyorsunuz. İçinizdeki ÇOCUK şefkati hak ediyor. Siz bu şefkati ona sağlamazsanız, onun bunu başkalarından alması zorlaşacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir