OTOMATİK PİLOT

Günlük yaşamımızda birçok şeyi otomatik olarak yaparız…
Neyi neden ve nasıl yaptığımızı bilmeden…

Sabah uyandığımızda örneğin,
Aynaya baktığımızda belki de 10 dakika sonra ne yapacağımızı düşünüyoruzdur… yada gördüğümüz rüyanın ne anlama geldiğini…
Yüzümüzü yıkarken suyun serinliğini fark etmeyiz.
Diş macununun tadını, örneğin, hangimiz fark ederiz?

Güne başlarken de günü bitirirken de, davranışlarımız otomatik pilota bağlanmış gibi aynı rutinde devam eder.

Her gün önünden geçtiğimiz binaların rengini fark etmeyiz, zihnimiz ya geçmişle ya da gelecekle meşguldür çünkü.

Biri evimizin tarifini sorduğunda fark ederiz geçtiğimiz sokakları, köşedeki çiçekçiyi, kaç yüz metre daha gittiğimizde, kaç katlı olduğunu daha önce hiç düşünmediğimiz binayı geçeceğimizi, trafik ışıklarını…

ve kaç sokak sonra sola ya da sağa dönülmesi gerektiğini…

Çünkü aslında biz, yaşadığımız yeri, her gün önünden geçtiğimiz çiçekçiyi, binaları otomatik olarak zihnimize kaydetmişizdir.

Aslında biz an’ı yaşamayıp hep sonrasına bırakıyoruzdur. Çünkü o an’da zihnimiz ya geçmişle ya da gelecekle meşguldür.

Pek çok işi otomatik pilotta yaparız.

Evet, bazı işleri otomatik olarak yapmak işimizi kolaylaştırır. Ayakkabı bağlarımızı bağlarken örneğin, her seferinde ‘acaba nasıl bağlıyordum’ diye düşünmeyiz. O sırada zihnimizden başka düşünceler akıyordur.

Oysa otomatik pilotta yaşamak, yaşamımızın büyük bir kısmını gözden kaçırmamız demektir.

Bu aslında, bedenimizle bağlantı kurmadığımız anlamına gelir.

An’da kalamayıp bedenimizin varlığını göz ardı etiğimizde düşüncelerimizin esiri oluruz. Oysa bunlar ya tekrarı olmayan yaşanmış bitmiş, geçmişe ait, ya da henüz oluşmamış, kontrol bile edemeyeceğimiz geleceğe ait düşüncelerdir.

Oysa Mindful olmak, yani bilinçli olarak içinde bulunduğumuz an’ı yaşamak bedenimizin var olduğunu hissetmek gibidir.

Mindful (farkında) olduğumuzda seçim yapabileceğimiz ve hedef belirleyebileceğimiz bir konuma geliriz. Artık işe yaramayan eski düşünce ve alışkanlıklarımızdan kurtulmuş oluruz. Duyularımızla bağlantı kurarız. Sanki ilk kez görüyor, duyuyor ya da hissediyor gibi oluruz. Yaşamımız anlam kazanır ve benliğimize ulaşırız.

Mindfulness, duygu ve düşüncelerimizin eylemle bütünleşip an’ı yaşama halidir.

Aldığımız nefesin bedenimize güç verdiğini hissetmek, duygularımızı düzenlemek, zihin gücüyle bedenimize enerji vermek demektir.

O halde şimdi!

Tamda bulunduğunuz an’da, derin bir nefes alalım, etrafımıza sanki ilk kez bakıyormuş gibi bakalım, kokuları fark edelim, bedenimizde oluşan duyumsamaları, çevreden gelen sesleri ve tüm bunların arasında bir BEN olduğumuzu hissedelim.

Bunu gün içinde en azından üç defa tekrarlayıp ruhumuzu otomatik pilottan çıkarmak için ilk adımı atalım, ne dersiniz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir