MINDFULNESS:

Eylem mi? Yoksa zihin süreci mi?

Son günlerde ne çok duyar olduk mindfulness kavramını… Yaşamın farklı alanlarında… Önce Mindfulness Temelli Stres Azaltma Programıyla karşıladık. Sevgili Zümra Atalay’ın kaleminde uygulama örnekleriyle… Bir grup insan tamamladı bile programı. Ardından Bahçeşehir Okulları ‘Mindful Okul Programı’ oluşturarak önce öğretmenleri sonra okul çağı çocuklarını tanıştırdı bu uygulamalarla… Elbette sonrasında ebeveynlerin mindful uygulamalarına geçildi. Türkiyede 35 okul velileri Mindful Okul uygulamalarıyla tanışırken uygulama şansı buldular. İş yaşamı peki? Bu parça yine değerli araştırmacı, biricik arkadaşım Zümra’nın çabaları sonucu oluştu. İşyeri performansını arttırmak için farklı sektörler uygulama örneklerini öğrendiler. Psikoterapi alanında kullanımı da elbette unutulmadı. Bu alanın duayen isminin Ayşe Meltem Budak olduğunu söylemeliyim. Derken birde gördük ki artık herkes dilimizde karşılık bulamadığını için kullanılan ‘mindfulness’ konuşur oldu.

Bir grup insan Budizm öğretileri olduğunu düşünerek uzak durmaya çalıştı mindfulness kavramından ve uygulamalarından. Oysa bilmiyorlardı ki, batı kültürlerinde daha yaygın olarak kullanılan mindfulness seküler bir yaklaşım olarak kabul edilir.

Şimdi biraz derinlemesine bakalım arasındaki farka.
Budizm bir din olmasına karşın, 4.-6. Yüzyıllarda yaşamış olan Buda felsefesidir aslında. Budist öğretileri zihnin eğitilebileceği inancını savunur. Buna göre kişi duygularının, bedeninin ve çevrenin bilinçli olarak farkına varmasıyla zihnini eğitebilir.

Buda’nın ölümünün ardından Budizm başta Hindistan olmak üzere Asya’nın farklı bölgelerinde yayılmaya başlar. Fakat uygulamalar Theravada Budizmi ve Mahayana Budizmi olarak ikiye bölünmüştür. Theravada Budizmi bir din olarak Budizmin öğretilerini katı bir şekilde benimserken Mahayana Budizmi dinden uzaklaşarak öğretileri liberal şekilde kabul etmiştir. İnanış ve öğretiler ikiye bölünmüş olsada Asyada yayılmaya başlar. Öncelikte Moğolistan, Tibet, Çin, Japonya, Kore, Vietmam, Nepal, SriLanka, Tayland ve Burma tanışır öğretilerle.
8. yüzyıla gelindiğinde Budizimden bölünmüş Mahayama öğretileri ön plana çıkacaktır. 9. Yüzyılda Japonya’da yayılan öğretiler ‘Zen’ olarak isimlendirilir. Zen Japonca ‘Chineese’ kelimesinin ilk harfleri olan Ch’dir aslında ve anlamı meditasyon’dur. Japonyaya yayılmış Çin kültürü batı kültürlerine ilk olarak ABD’de tanıtılmıştır.

Mindfulness, temelini liberal ve seküler yaklaşımdan alan uygulamaları içermektedir. Uzun yıllar ülkeleri dolaşıp son yıllarda ülkemizde de yerini bulmuştur. Önemi iki boyutta vurgulanır. Bir taraftan nöropsikoloji ile kanıtlar sunulan, beynin gelişimini sağlayan mindfulness uygulamaları diğer taraftan değerler yapısını içermektedir.

Peki nasıl?

Mindfulness bilinçli ve yargısız olarak dikkati şimdiki ana vermek demektir. Bana ve benim gibi düşünen ME (Mindfulness Education) yani Mindfulness Eğitimini benimseyenlere göre uyulamalar yaşamın içine dahil ederek deneyimlenir. Alanyazını bunu ‘informal’ yani biçimlendirilmemiş mindfulness olarak tanımlamaktadır. Bunun karşıtı elbette ‘formal’ yani biçimsel mindfulness uygulamaları olarak belirtir.

Peki sizce hangisi?

Formal mi informal mi?
Yani,
Dikkati şimdiki ana bilinçli ve yargısız olarak odaklamak, hayatın bir parçası mı (informal) yoksa bunun için bir zaman ve çaba harcayarak meditasyona dönüştürmek mi (formal)?

Bu elbette uygulayıcıların tercinize kalmış…

Dedim ya alanyazını bunu ‘informal’ ve ‘formal’ mindfulness olarak ayırmış benden önce. Aklın yolu birdir. (Ben zaten herşeyi ‘keşfettim’ zannedip sonra bir bakarım ki hali hazırda ‘keşfedilmiş’  bu da onlardan biri işte… ) Yıllardır mindfulness alanında yazan çizen Daniel Siegel tabii ki benden önce davranmış.

Mindfulness kavramı ve uygulamalarını ABD’ye tanıtan Jonn Kabat Zinn bunu ‘bir eylem değil zihnin bir durumu’ olarak tanımlar. Bende buradan kendi görüşüme pay çıkarırım. Mesele tam olarak bu aslında. Yani mindfulness uygulamalarını zihnin bir durumu olarak yaşamın içine almak mı yoksa bunu bir eyleme dönüştürerek buna bir şekil verip meditasyon seanslarıyla uygulamak mı?

Bu sizin spor yapma eğiliminizden çok da farklı değil aslında.
Formal Mindfulness ta uygulamaları bir eyleme dönüştürürsünüz. Vücudunuzu şekle sokmak için spor salonuna üye olduğunuz gibi.
Nasıl yani?
Şöyleki;

Bir spor salonuna gider kayıt olursunuz. Bir programınız olur, örneğin haftada 3 gün farklı etkinliklere katılırsınız. Bir saat yüzersiniz örneğin ya da ter sırtınızdan çıkana kadar ayaklarınızın altında size ‘ilerliyorsun’ simülasyonu (yanılsaması) veren bir bandın üzerinde, aslında bir adım öteye geçmeden bulunduğunuz yerde adım atarsınız. 1, 2, 5, 30, 400… Hadi itiraf edin yürüyüş esnasında zihniniz ayaklarınızda, bedeninizde ya da nefesinizde değildir. Durun tahmin edeyim: siz o sırada geçmişte olmuş ya da gelecekte olmasını (belkide olmamasını) istediğiniz bir durumu düşünüyorsunuzdur. Dünkü toplantıda ne konuşulmuştu? Bana niye öyle baktı? Yarın ona gününü gösterip bende görmezden geleceğim. Yarın ne giysem acaba?….

Anda kalmak yani mindfulness bu değil elbet…

Formal mindfulness eyleme dayalı bir anlaşma içerir. Günün, daha önceden belirlenmiş bir yada birkaç saatinde şalınızı alıp taytınızı giyip sessiz bir ortam hazırlayıp minderinizi alıp uyuşan bacaklarınızı alıştırmak için pozisyonunuzu ayarlayıp oturmak ve meditasyon yapmanızı gerektirir.

Peki informal mindfulness?

Spor salonları size göre değilse sporu yaşamınıza katarsınız. Asansör yerine merdiven kullanırsınız örneğin. Beslenmenize özen gösterir yağ ve şekerden olabildiğince uzak durursunuz. Sabah en uzak mesafede araçtan inip şehrin gürültüsünü ya da doğanın sesini dinleyerek yürüyüş yaparsınız. Zihniniz yaşadığınız andadır. Yolda simitçiyi görür kokusunu hissedersiniz. İnsanların yüzlerindeki telaşı okursunuz. Bireysel değil toplumsal olarak yaşadığınızı hissedersiniz.

Mindfulness bana göre tam olarak bu. Uygulamaları hayatın içine, günlük işlere aktarmak. Sabah uyandığınızda güne an’ı hissederek başlamak. Yüzünüzü yıkarken suyun serinliğini, diş macununun bıraktığı tadı hissetmek. Sabah kahvaltısı için dilimlediğiniz ekmeğin kokusunu fark etmek. Gün içinde zihninizin ya da bedeninizin yorulduğunu hissettiğinizde kendinize dönüp, gözlerinizi kapatıp üç dakika nefesinizi takip ederek sinir sistemi aktivasyonunu sağlamak. Yağmurun sesini, toprağın kokusunu fark etmek ve o anda yaptığınız şeye ara verip evrendeki varlığınızla birlikte derin nefes alarak şükretmek.

Peki ya siz?
Mindfulness uygulamalarını nasıl alırdınız?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir