Beraber Oturalım!

Beraber oturalım mı?

Yıllardır süregelen psikolojik danışma ve psikoterapi uygulamalarımda, adı mindfulness olmasada kullandığım bazı yöntemler vardı. Çoğu zaman eklektik, sırası danışanın ihtiyacına göre belirlenen, farklı yaklaşımların eğitimleri ve uygulamalarından öğrendiğim yöntemlerdi bunlar…

Adler yaklaşımının ilk anılarıydı örneğin, ya da Gestalt kuramında geçen şekil-zemin algısı, ya da bilişsel davranış ve akılcı duygusal davranış yaklaşımındaki rasyonel olmayan düşüncelerin, transaksiyonel analizle içselleştirilmiş ebeveyne dönüşmüş sesleriydi çalıştıklarımız…

Yıllar yıllar önceydi, birgün bir vesileyle mindfulness uygulamalarıyla tanıştım… Gördüğüm, geleneksel kuramların şekil değiştirmiş, çerçevelendirişmiş halleriydi bunlar. 

Mindfulness uygulamaları zannedildiği gibi yeni bir yaklaşım değildi aslında. Hali hazırda Varoluş yaklaşımından etkilenmiş, Transaksiyonel analizle bütünleşmiş, Bilişsel Davranışçı yaklaşımın üzerine oturtulmuş bir entegretif yaklaşımdı…

Adına mindfulness uygulamaları diyerek başladık sonra. Çünkü nefesti aslolan. Bizimle, doğduğumuz andan itibaren var olan kadim dostumuz nefes… O bizimle olsa da biz, onunla olmayı unuttuğumuz duygularımızdı. 21. Yüzyılın en ihtiyaç duyulan becerisiydi ilkel benliğe dönüşü… teknolojinin dünyayı sardığı yaşamda, betonlarla çevirili hayatımızda, var oluşa kısa bir an bile olsa dönüşün hikayesiydi bu. İnsanlığın ihtiyacı olan.

Açık söyleyeyim, bana da iyi gelmişti uygulamalar. Psikolojik danışma ve psikoterapi etiğinde üstüne basa basa vurgulanan, terapistin önce kendi terapisinden geçmesi gerekliliği gibiydi sanki. Önce kendimizin içselleştirmesi, benimsemesi gerekiyordu uygulamaları, etkin bir şekilde aktarabilmek için…

Oysa uygulamaları kabullenmek, kabullendirmek kadar zor değildi. Budizm’den geldiği inanılan mindfulness uygulamalarını kalıplaşmış bir kültüre aktarmak hiçte kolay olmasa gerekti. 

Zamanla, kişisel olarak deneyimlediğim uygulamalar yoluyla, bunların batıdan gelen farklı isimlerle olsada aslında bizim kültürümüzde yer alan uygulamalar olduğunu fark edince rahatlayacaktım. Annemizden öğrenmemiştik çünkü meditasyon yapmayı, oysa anneannemizin ya da komşu teyzenin tefekkür ettiğini duymuştuk. Bunun ruhani boyutunu, kelime karşılığı aynı olmasada mindfulness ta bulmuştum. Yoga yapan bir ailem yoktu 2 vakit, oysa benzer hareketleriyle namaz kılan çevremiz vardı 5 vakit. Yani aslında, mindfulness densede adına, benden ve kültürümden uzakta değildi. Hiç olmazsa hedefi ortaktı. Kendine, insanlığa ve varoluşa dönüş doğasıyla.

O gündü okumalarım… Kuran’ı inceledim Budizm’den önce, bilimsel ve felsefi algımı bütünleştirerek. Öyle ya, başkasına ait bir öğretiyi öğrenmeden önce kendiminkine ait olmalıydım. Mevlana, Şems, Sufizm, Şamanizm derken Spinoza okurken buldum kendimi… nasıl bir tutkuydu bu böyle…

Kültürüme ait bir oluşum belirlemeye çalışıyordum çünkü. Batı’da geliştirilmiş bir şeyin olduğu gibi alınamayacağına olan inancımdı beni sürükleyen. Sizin için biçilmemiş bir elbisenin ya bir beden büyük gelmesi ya da sizi sıkmasıydı tanımlanan…

Bu vesileyle kendimi ve kültürümü yeniden keşfetmeye çalışırken gelen editörlük önerisi evrenin bir mesaj olmalıydı bana.

Tıpkı Bilişsel Davranışçı Terapi’de olduğu gibi, yaralara iyi gelen teknikler olmalıydı düşündüğüm. Ve öneriyle gelen mesaj dileklerimi gerçek kılıyordu.

Beraber oturalım… Kitabın asıl adı bu. Ne çok şey anlam yüklü sadece başlık bile. ‘Benim deneyimleyip şifa bulduğumu sana öğretmeye hazırım, hadi gel beraber deneyelim’ dercesine…

Elinizdeki kitap, mindfulness doğasını, öncelikle size ardından uygulama aşamasında danışanlarınıza sunmanızı sağlayan başucu kitabı niteliğindedir. Tıkandığımız anda zihninize çözümler üretecek öneriler barındırmaktadır. Onca yıl mindfulness kavramlarına ilişkin çalışmalar yürütüp, uygulamalar yaparken, karşılaştığınız bir vakada ‘peki ya şimdi’ diye kalakala bileceğiniz anlara ilişkin öneriler sunmaktadır. Dahası mindfulness doğasına ve işleyişine ilişkin derin bilgi sunan bir kaynak kitap niteliğindedir.

Kitabın yazarlarının da sıklıkla vurguladığı gibi mindfulness meditasyon uygulamalarının ustalıkla kullanılması gerekmektedir. Çok basit gibi görünen ilk uygulamaların bile derin bir içe dönüş sağladığı bilinmektedir. Hal böyle olunca, uygulamalar başa çıkılması profesyonel destek gerektiren zihinsel içeriklerin kapılarını açabilir. Bu Germer’ında belirttiği gibi yangın dolu bir odanın kapısını açmak gibidir. Dumanla kaplanmış alev alev yanan odanın kapısını bir anda açtığınızda, oksijenle temas eden karbondioksit patlamaya neden olacaktir. Oysa yapmamız gereken kapıyı dikkatle ve dar aralıklarla açarak itfaiye kıyafetlerimizle orada olmaktır. Taaki odanın alevleri kontrol altına alıncaya dek.

Demem o ki, profesyonel temelini ruh sağlığı alanında tamamlamamış kişilerin yanı sıra, mindfulness eğitimi almamış uzmanların, uygulamaları salt kitaptan okuyarak hayata geçirmeleri önerilmemektedir. 

Mindfulness seküler bir yaşam felsefesidir. Bu doğrultuda uygulayıcının bu felsefeyi benimsemesi, ardından bunu önce kendi hayatına daha sonra profesyonel uygulamalarına aktarması önemlidir. Mindfulness uygulamaları, içedönüş teknikleriyle travmayı tetikleyen bir oluşumdur. Bu doğrultuda uygulamaların kitapta önerildiği sırayla kullanılması, duygu yoğunluğu oluşturacak derin uygulamaların en erken 4. Seanstan sonra uygulanması önerilmektedir. 

Kitapta mindfulness uygulamalarının klinik olan ve olmayan danışanlarıyla kullanımına ilişkin örnekler sunulmaktadır. Bilişsel Davranışçı Yaklaşımın doğasında bulunan her bir bozukluğa karşı bir program oluşturulmuş olduğunu da fark edeceksiniz. Bu doğrultuda kitabın gerek yalın dili gerekse uygulama yönergeleri olağanüstü bir kaynak sunmaktadır. Bununla birlikte, kitapta karşılaşacağınız belirgin vakalar için kullanılan belirgin uygulama teknikleri öneri niteliğindedir. Bu doğrultuda, kitapta sunulan vaka, kendi danışanımıza benzerlik gösterse de aynı kişi olmadığı, bireysel ve kültürel farklılıkların olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.  

Kitaptan önce kendiniz daha sonra danışanlarınız ve vakalarınız adına çok şey edineceğinize eminim. Keyifli okumalar. 

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir