Kategori: MINDFULNESS

Kalbimizdeki kurtların hikayesini bilir misiniz?

Bir kızıldereli hikayesi insanların içinde büyüttüğü büyük savaşı anlatır. Buna göre yaşlı Çeroki torununa yaşamı öğretiyordur. Kalbinde iki kurdun sürekli olarak savaştığını söyler. 

‘Bu kurtlardan biri öfke, imrenme, kıskançlık, keder, pişmanlık, hırs, kibir, kendine acıma, suçluluk, içerleme, aşağılık duygusu, yalan, sahte gurur, üstünlük ve ego içerir’ der. 

‘Diğer kurt ise iyiliği barındırır kalbimizde. Sevinç, huzur, sevgi, umut, sükûnet, tevazu, nezaket, iyilik, empati, cömertlik, gerçeklik, şefkat ve inançtır bu kurdu besleyen’ 

Torunu iki kurdun değerlendirmesini yapar ve dedesine hangi kurdun kazanacağını sorar. Yaşlı Çeroki derin bir nefes alır ve derki 

‘hangisini beslersem o kazanacak’

Ve ekler, ben ‘şefkatli kurdu beslemeyi seçiyorum. Bu tabii ki öfkeli kurdu göz ardı etmeme, acıtmaya ya da öldürmeye çalıştığım anlamına gelmiyor. Bunu yaparsam savaş çok daha uzayacak ve zaten o kazanacaktır. Çünkü bunu yapmam onu düşmanlığım ve korkumla daha çok besleyecek ve güçlendirecektir. Bunun yerine sakince dikkatimi verebilirim kızgın kurda. Bu, onun istediği cevabı bulabilmesine izin vermem demek olacaktır. Bunu yaparsam yanıma uzanacak ve artık bana düşmanca davranmayacaktır’ 

MINDFULNESS

Beraber oturalım mı?

Yıllardır süregelen psikolojik danışma ve psikoterapi uygulamalarımda, adı mindfulness olmasada kullandığım bazı yöntemler vardı. Çoğu zaman eklektik, sırası danışanın ihtiyacına göre belirlenen, farklı yaklaşımların eğitimleri ve uygulamalarından öğrendiğim yöntemlerdi bunlar…

Adler yaklaşımının ilk anılarıydı örneğin, ya da Gestalt kuramında geçen şekil-zemin algısı, ya da bilişsel davranış ve akılcı duygusal davranış yaklaşımındaki rasyonel olmayan düşüncelerin, transaksiyonel analizle içselleştirilmiş ebeveyne dönüşmüş sesleriydi çalıştıklarımız…

Yıllar yıllar önceydi, birgün bir vesileyle mindfulness uygulamalarıyla tanıştım… Gördüğüm, geleneksel kuramların şekil değiştirmiş, çerçevelendirişmiş halleriydi bunlar. 

Mindfulness uygulamaları zannedildiği gibi yeni bir yaklaşım değildi aslında. Hali hazırda Varoluş yaklaşımından etkilenmiş, Transaksiyonel analizle bütünleşmiş, Bilişsel Davranışçı yaklaşımın üzerine oturtulmuş bir entegretif yaklaşımdı…

MINDFULNESS

Mindfulness konusu ile bizde Psikoloji ve Gelişim Zirvesi’ndeyiz.💌 ilgilileri bekleriz.

MINDFULNESS

‘Davranış esnekliği’ kavramını duymuş olmalısınız…

Ya da bu iki kelimenin bir arada kullanıldığı bir yazıyla henüz karşılaşmamışsanız da bir tahmininiz illaki vardır.

Duyduğumuzda aklımızda elbette birşeyler şekilleniyor. ‘Davranış’ ve ‘esneklik’, anlamını tahmin edebleceğimiz bir kavram. -Ancak ötesi var-

Şöyle durup bir düşünün sizde, ‘davranış esnekliği’ dediğimizde aklımıza gelen ilk şey nedir?

Uyum sağlayabilmek?

Evet…

Davranışlarımızı, bulunduğumuz ortama göre yönetebilmek…

MINDFULNESS

Bir öz-şefkat masalı: kendinden BENliğine giden sevgi yolu

Bir gün gelir hiç ihtiyaç duymadığınız kadar ihtiyacını hissedersiniz sıcak bir gülümsemenin… yumuşacık bir ses tonuyla ‘iyi görünmüyorsun sen, birşey mi oldu?’ diye soran şefkat dolu bir ifadenin…

Ama öyle ya, yalnız olduğunuz düşüncesiyle ağrı ve acı içindesinizdir…

Bedeninizin herhangi bir noktasından başlayan ağrının duygularınızla bütünleşip acıya dönüştüğü gerçeklik hissi sarar varlığınızı…

 

İşte o günlerden biriydi…

O gün yalnız olduğu düşüncelerindeydi ama aslında kendiyle beraberdi…

Karnındaki dayanılmaz ağrı sanki bütün benliğini sarmış, bedeninin her bir noktasında hissettiriyordu kendini.

Bir sonraki medikal desteğe kadar istediği tek şey belki de birçok insan gibi şefkatti…Hiç hissetmediği kadar hissetti o gün şefkatin eksikliğini, yüreğinin en derininde. Ama yalnızdı işte, ya da yalnız olduğu düşünceleri sarmıştı…

Karnı ağrıyordu, gözyaşlarına ‘ağla’ mesajını veren ağrımıydı yoksa bu ağrıya duyguyla eşlik eden acı mı?

Önce zavallı bir şekilde uzandı yatağına, hareket ettiğinde başı da eşlik ediyordu bedenindeki ağrıya.

Zihni çook eskilerden bir arkadaşının imgeleriyle doldu birden… Şefkatini bir an bile esirgemeyen, en kötü anında bir nefes kadar yakın, dakikalar içinde yanında biten… Ama yoktu işte… Sonra sözleri çalındı kulağına, bazen anne şefkatiyle sararken bazen yine anne eleştirileriyle sarsan…

MINDFULNESS

Eylem mi? Yoksa zihin süreci mi?

Son günlerde ne çok duyar olduk mindfulness kavramını… Yaşamın farklı alanlarında… Önce Mindfulness Temelli Stres Azaltma Programıyla karşıladık. Sevgili Zümra Atalay’ın kaleminde uygulama örnekleriyle… Bir grup insan tamamladı bile programı. Ardından Bahçeşehir Okulları ‘Mindful Okul Programı’ oluşturarak önce öğretmenleri sonra okul çağı çocuklarını tanıştırdı bu uygulamalarla… Elbette sonrasında ebeveynlerin mindful uygulamalarına geçildi. Türkiyede 35 okul velileri Mindful Okul uygulamalarıyla tanışırken uygulama şansı buldular. İş yaşamı peki? Bu parça yine değerli araştırmacı, biricik arkadaşım Zümra’nın çabaları sonucu oluştu. İşyeri performansını arttırmak için farklı sektörler uygulama örneklerini öğrendiler. Psikoterapi alanında kullanımı da elbette unutulmadı. Bu alanın duayen isminin Ayşe Meltem Budak olduğunu söylemeliyim. Derken birde gördük ki artık herkes dilimizde karşılık bulamadığını için kullanılan ‘mindfulness’ konuşur oldu.

MINDFULNESS

MindfulOkul uygulamaları atölye çalışmamızla bizde Mindfulness Sempozyumundayız 💌 ilgilileri bekleriz. https://mindfulnesssempozyumu.com

MINDFULNESS

Günlük yaşamımızda birçok şeyi otomatik olarak yaparız…
Neyi neden ve nasıl yaptığımızı bilmeden…

Sabah uyandığımızda örneğin,
Aynaya baktığımızda belki de 10 dakika sonra ne yapacağımızı düşünüyoruzdur… yada gördüğümüz rüyanın ne anlama geldiğini…
Yüzümüzü yıkarken suyun serinliğini fark etmeyiz.
Diş macununun tadını, örneğin, hangimiz fark ederiz?

MINDFULNESS


Dalından düşen yaprağın, kopup yeni yerini bulması gibi hayat…
Toprakla bütünleşip, can vermesi gibi..
Hayatın gerçeği,
Yaprak dalındaki görevini tamamlamış belli ki ve düşmesi gerekiyor…
Tıpkı soğuk ve sıcak havanın karşılaşması, bulutun yağmur damlalarına dönüşmesi gibi..
Hayatın gerçeği…

Değiştiremeyeceğimiz şeyler var…
Önüne geçemeyeceğimiz, engelleyemeyeceğimiz olaylar…
Değiştirebileceğimiz tek şey…
Kendimiz, kendiliğimiz…

MINDFULNESS

MINDFULNESS