BENliğine giden sevgi yolu

Bir öz-şefkat masalı: kendinden BENliğine giden sevgi yolu

Bir gün gelir hiç ihtiyaç duymadığınız kadar ihtiyacını hissedersiniz sıcak bir gülümsemenin… yumuşacık bir ses tonuyla ‘iyi görünmüyorsun sen, birşey mi oldu?’ diye soran şefkat dolu bir ifadenin…

Ama öyle ya, yalnız olduğunuz düşüncesiyle ağrı ve acı içindesinizdir…

Bedeninizin herhangi bir noktasından başlayan ağrının duygularınızla bütünleşip acıya dönüştüğü gerçeklik hissi sarar varlığınızı…

 

İşte o günlerden biriydi…

O gün yalnız olduğu düşüncelerindeydi ama aslında kendiyle beraberdi…

Karnındaki dayanılmaz ağrı sanki bütün benliğini sarmış, bedeninin her bir noktasında hissettiriyordu kendini.

Bir sonraki medikal desteğe kadar istediği tek şey belki de birçok insan gibi şefkatti…Hiç hissetmediği kadar hissetti o gün şefkatin eksikliğini, yüreğinin en derininde. Ama yalnızdı işte, ya da yalnız olduğu düşünceleri sarmıştı…

Karnı ağrıyordu, gözyaşlarına ‘ağla’ mesajını veren ağrımıydı yoksa bu ağrıya duyguyla eşlik eden acı mı?

Önce zavallı bir şekilde uzandı yatağına, hareket ettiğinde başı da eşlik ediyordu bedenindeki ağrıya.

Zihni çook eskilerden bir arkadaşının imgeleriyle doldu birden… Şefkatini bir an bile esirgemeyen, en kötü anında bir nefes kadar yakın, dakikalar içinde yanında biten… Ama yoktu işte… Sonra sözleri çalındı kulağına, bazen anne şefkatiyle sararken bazen yine anne eleştirileriyle sarsan… Okumaya devam et “BENliğine giden sevgi yolu”

Ne kadar mindful o kadar iyi ilişki 🙂

Göbek bağıyla dünyaya geliriz…

Bu insanoğlunun bağlanma ihtiyacının başlangıcıdır aslında.

İnsanoğlu sosyal bir varlıktır, bu doğrultuda iyi ve sağlıklı ilişkiler kurmayı ister. Sevilmeyi ve sevmeyi tabii…

Zaman zaman ilişkilerimizde sorunlar yaşarız. Çok sevdiğimiz ya da hoşlanmadığımız kişilerle çatışmalar, kırgınlıklar yaşarız. Bu bizi de yaralar farkında mıyız?

Uzmanlar iyi ilişkiler kurmak için üç temel unsurdan bahseder.

Bunların ilki kendimiz olmaktır. Kendimizi olduğumuz gibi kabul etmek… Fiziksel ve kişilik özelliklerimizi çizdiğimiz çerçevenin içine ezerek büzerek sıkışmaya çalışmak yerine kendini sevmek, olduğumuz gibi kabul etmektir…
Sevgi bir duygu değil bir beceridir. Yani aslında yüreğin derinliklerinden gelen bir yetenek…
Okumaya devam et “Ne kadar mindful o kadar iyi ilişki 🙂”

MINDFULNESS:

Eylem mi? Yoksa zihin süreci mi?

Son günlerde ne çok duyar olduk mindfulness kavramını… Yaşamın farklı alanlarında… Önce Mindfulness Temelli Stres Azaltma Programıyla karşıladık. Sevgili Zümra Atalay’ın kaleminde uygulama örnekleriyle… Bir grup insan tamamladı bile programı. Ardından Bahçeşehir Okulları ‘Mindful Okul Programı’ oluşturarak önce öğretmenleri sonra okul çağı çocuklarını tanıştırdı bu uygulamalarla… Elbette sonrasında ebeveynlerin mindful uygulamalarına geçildi. Türkiyede 35 okul velileri Mindful Okul uygulamalarıyla tanışırken uygulama şansı buldular. İş yaşamı peki? Bu parça yine değerli araştırmacı, biricik arkadaşım Zümra’nın çabaları sonucu oluştu. İşyeri performansını arttırmak için farklı sektörler uygulama örneklerini öğrendiler. Psikoterapi alanında kullanımı da elbette unutulmadı. Bu alanın duayen isminin Ayşe Meltem Budak olduğunu söylemeliyim. Derken birde gördük ki artık herkes dilimizde karşılık bulamadığını için kullanılan ‘mindfulness’ konuşur oldu.

Okumaya devam et “MINDFULNESS:”

Aşk: Farklı Renkler, Farklı Duygular

Aşk, uzun yıllardır felsefe, edebiyat ve sanatın vazgeçilmez konularından biri olmuş, aynı zamanda bilim adamlarının en çok tartıştıkları konular arasında yer almıştır. Aşık olmanın insanda yarattığı sosyal ve psikolojik izlerin anlaşılma ihtiyacı sonucu da psikoloji alanında oldukça ilgi gören bir kavram olmuştur aşk.

Aşk, her ne kadar insanoğlunun temel yaşantılarından birisi olsa da, aşkın nasıl meydana geldiği, kimler tarafından nasıl yaşandığı, ne gibi sonuçlar doğruduğu gibi konuları anlamak çok kolay olmamıştır. Aşkın genel geçer ortak bir tanımına rastlamak pek mümkün değil. Öte yandan bunu kolaylaştırmak adına uzmanlar ve kuramcıların, aşk türlerini ayrıştırmaya çalıştığını görüyoruz. Aşkın tek tip değil, farklı tipleri olması aslında kişisel farklılıkların öneminden ve aşkın farklı kişiler için farklı anlamlar ifade ediyor olmasından kaynaklanıyor. Okumaya devam et “Aşk: Farklı Renkler, Farklı Duygular”

ERGENLERDE KAYGI VE MÜDAHALE PROGRAMLARI

Dünyaca ünlü ‘kaygı bozuklukları’ profesörümüz Cecilia A Essau İstanbul Kültür Üniversitesinde bizlerle olacaktır.
Konferansımız Türk PDR der İstanbul şubesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliği ile İstanbul Kültür Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşecektir.
İstanbul ilinde Liselerde çalışan Psikolojik Danışman ve Okul Rehber Öğretmenlerimiz davetlidir.

Neden ‘Bilinçli Farkındalık’ değil? Neden Mindfulness?

Mindfulness, kelime karşılığı dilimizde olmayan bir kavramdır. Nasıl mı?
Şöyle ki
Çoğumuzun bildiği gibi İngilizce bir kelime olan ‘Mind’ zihin demektir. ‘Full’ ise dolu anlamına gelir. Mindful, zihnimizin doluluğunu temsil eder.
Bu, hepimizin zaman zaman -belki de çoğu zaman- yaşadığı zihnimizin geçmişte ya da gelecekle ilişkili bir durum ya da duygu ile meşgul olması anlamına gelir.

Önceki gün bir arkadaşınızla tartıştığınızı düşünün. Günü geriye alıp onu tamir etme olasılığınız yoktur. Okumaya devam et “Neden ‘Bilinçli Farkındalık’ değil? Neden Mindfulness?”