Doç. Dr. Bilge Uzun Yazılar

9 – 10 Kasım’da gerçekleşecek Mindfulness Eğitimine davetlisiniz. 💌

ERTELEME

Mindfulness konusu ile bizde Psikoloji ve Gelişim Zirvesi’ndeyiz.💌 ilgilileri bekleriz.

MINDFULNESS

BASINDA

3 yıl önce bir Pazar günüydü…

Çalan telefonuma nihayet kapanmadan yetiştiğimde arayanın sevgili Dekanım Prof. Dr. Şirin Karadeniz olduğunu heyecanla görmüştüm. 8 yaşındaki oğlumla Pazar günümü nasıl geçirmeyi planladığımı soruyordu… Bunun bir kahvaltı yada akşam yemeği daveti olmadığını çoktan anlamıştım. E öyle ya, ben bir anne ve bir eğitimciydim ve elbette bir eğitime davet edilecektim…

Kabul ettiğim en güzel davetlerden biriydi o…

bir pazar kahvaltısından çok daha özel…

Çocuklarımızı herhangi bir etkinliğe götürdüğümüzde, kenarda bitmesini bekleyen annelerdendik bizde. Bazen telefonla, bazen elimizde bir kitapla geçirirdik o 1-2 saati. Amacımız elbette çocuğumuz öğrensin, çocuğumuz eğlensindi. Peki ya biz? Şirin hocamla konuşurduk karşılıklı, bir eğitim hayal ederdik, ebeveyn-çocuk senkron bir eğitim…

Çocuklar eğlenip öğrenirken yaş grubuyla, annelerde eğlenip öğrenmeliydi kendi yaş grubuyla…

Bu proje o düşüncenin eseriydi o Pazar günü…

Garanti Bankası ve Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi arasında planlanan, çocuklara yönelik bir eğitimin pilot çalışmasıydı o pazar…

20 çocuk Garanti Bankası Genel Müdürlük binasında kodlama öğrenirlerken, onları etkinliğe getiren ebeveynlerle söyleştik bizde…

Adına da ‘dijital çağda ebeveyn olmak’ dedik önce… Sonra baktık ki aslında yaptığımız şey ‘kodlama’ bizimde.

Zihinlere ilişki kodlama…

Nasıl mı?

PROJELER

Şanslı olanlarımız sıklıkla yurt dışına gidip yeni insanlar,    yeni kültürlerle tanışır…

Daha şanslı olanlarımız yaşamlarının belli bir dönemini yurt dışında farklı kültürlerde eğitim alarak geçirir…

Tercihler elbette çoğunlukla ‘gelişmiş ülke’ saydığımız Almanya, Hollanda, İngiltere  gibi Avrupa’nın bazı ülkeleri  ve çoğu zaman Amerika’dır…

Peki ya Türkiye?

Küreselleşen dünyada son yıllarda ‘uluslararasılaşma’dan payına düşeni elbette ülkemizde almaktadır.

Ülkemizde İngilizce eğitim veren bazı seçkin üniversiteler yabancı ülkelerden gelen öğrencileri kabul ederek farklı fakülte ve bölümlerde bünyesine almaktadır. Bununla beraber, tüm dünyada olduğu gibi bizde de uluslararasılaşma sürecinin bir parçası olarak, farklı ülke ve kültürlerden gelen öğrencilerin kabulükültürleşme ve kültüre      uyum sağlama sorunlarını da beraberinde getirmektedir. Bu bağlamda misafir ülkelerde eğitim alan öğrencilerin bulunduğu ülkenin kültürüne uyum sağlamaları elbette önem kazanmaktadır. Buna göre, ‘misafirimiz’ olan bu öğrencilerin uyum sürecini kolaylaştırmak için ev sahibi eğitim kurumlarının uygun ortamları sağlaması beklenmektedir. 

Yeni kültüre uyum sağlama ve kültürleşme sürecine ilişkin yapılan çalışmalar misafir öğrencilerin farklı sorunlarla yüz yüze kaldığını ortaya koyar.

❖ Kültürel mesafe ve farklılıklar

❖ Öz-yeterlik, öz-yetkinlik

❖ Dil yeterliliği,

❖ Ayrımcılık ve izolasyon

❖ Stres ve kaygı

❖ Aile ve arkadaş desteği

Uluslararası öğrencilerin karşılaştığı bu sorunların, onların akademik uyum ve başarılarını etkileyen önemli faktörler arasında olduğunu tahmin etmek hiçte zor olmasa gerek.

PROJELER

Mutluyuz gururluyuz,

Mutluyuz çünkü Fark’Andayız,

Mutluyuz çünkü, Öğretmeniyle Güçlü Okul Projesinin ilk aşamasınıi çeren 18 saatlik Mindful Öğretmen eğitimini tamamlamış bulunmaktayız.

Mindfulness, bilinçli ve yargısız olarak içinde bulunduğumuz an’a odaklanmak demektir. Kavramın Türkçe karşılığında ortak bir anlaşmaya varılamamış olmasına rağmen “fark’andalık” kavramının zaman zaman mindfulness yerine kullanılmaya başlandığını görmekteyiz.

Son yıllarda uluslararası alanda ilk sıralarda yer alan mindfulness uygulamalarının ülkemizde de önem kazandığı görüyor olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bu çerçevede ülkemizde Bahçeşehir kolejleri ile başlayan Mindful Okul Uygulamaları Milli Eğitim Müdürlüklerince tüm okullarda da tanıtılmaya başlanmıştır.

Hiç kimse almadığını veremez. Sevgi verebilmemiz için sevgi almış olmamız gereklidir. Önem verebilmemiz içinse önem görmüş olmamız…

Öğrencilerin mutlu olması için ebeveynin ve öğretmenin mutlu olması şart değil midir? Tıpkı öğrencilerin “fark’anda” seviyesine ulaşması için öğretmenin “fark’anda” olması gerektiği gibi.

Öğrencilerimizin psikolojik iyi oluşları öğretmenlerinin iyi oluşlarına bağlıdır.

PROJELER

‘Davranış esnekliği’ kavramını duymuş olmalısınız…

Ya da bu iki kelimenin bir arada kullanıldığı bir yazıyla henüz karşılaşmamışsanız da bir tahmininiz illaki vardır.

Duyduğumuzda aklımızda elbette birşeyler şekilleniyor. ‘Davranış’ ve ‘esneklik’, anlamını tahmin edebleceğimiz bir kavram. -Ancak ötesi var-

Şöyle durup bir düşünün sizde, ‘davranış esnekliği’ dediğimizde aklımıza gelen ilk şey nedir?

Uyum sağlayabilmek?

Evet…

Davranışlarımızı, bulunduğumuz ortama göre yönetebilmek…

MINDFULNESS

Geleneksel 3. Bilime Saygı Ödül Töreninde Çocuk İstismarına “SON VER” temalı çalışmasıyla Toplumsal Fayda Ödülü Doç. Dr. Bilge Uzun’a verilmiştir. https://bau.edu.tr/icerik/13953-bau-bilime-saygi-odulleri-verildi

BASINDA

Bir öz-şefkat masalı: kendinden BENliğine giden sevgi yolu

Bir gün gelir hiç ihtiyaç duymadığınız kadar ihtiyacını hissedersiniz sıcak bir gülümsemenin… yumuşacık bir ses tonuyla ‘iyi görünmüyorsun sen, birşey mi oldu?’ diye soran şefkat dolu bir ifadenin…

Ama öyle ya, yalnız olduğunuz düşüncesiyle ağrı ve acı içindesinizdir…

Bedeninizin herhangi bir noktasından başlayan ağrının duygularınızla bütünleşip acıya dönüştüğü gerçeklik hissi sarar varlığınızı…

 

İşte o günlerden biriydi…

O gün yalnız olduğu düşüncelerindeydi ama aslında kendiyle beraberdi…

Karnındaki dayanılmaz ağrı sanki bütün benliğini sarmış, bedeninin her bir noktasında hissettiriyordu kendini.

Bir sonraki medikal desteğe kadar istediği tek şey belki de birçok insan gibi şefkatti…Hiç hissetmediği kadar hissetti o gün şefkatin eksikliğini, yüreğinin en derininde. Ama yalnızdı işte, ya da yalnız olduğu düşünceleri sarmıştı…

Karnı ağrıyordu, gözyaşlarına ‘ağla’ mesajını veren ağrımıydı yoksa bu ağrıya duyguyla eşlik eden acı mı?

Önce zavallı bir şekilde uzandı yatağına, hareket ettiğinde başı da eşlik ediyordu bedenindeki ağrıya.

Zihni çook eskilerden bir arkadaşının imgeleriyle doldu birden… Şefkatini bir an bile esirgemeyen, en kötü anında bir nefes kadar yakın, dakikalar içinde yanında biten… Ama yoktu işte… Sonra sözleri çalındı kulağına, bazen anne şefkatiyle sararken bazen yine anne eleştirileriyle sarsan…

MINDFULNESS

Göbek bağıyla dünyaya geliriz…

Bu insanoğlunun bağlanma ihtiyacının başlangıcıdır aslında.

İnsanoğlu sosyal bir varlıktır, bu doğrultuda iyi ve sağlıklı ilişkiler kurmayı ister. Sevilmeyi ve sevmeyi tabii…

Zaman zaman ilişkilerimizde sorunlar yaşarız. Çok sevdiğimiz ya da hoşlanmadığımız kişilerle çatışmalar, kırgınlıklar yaşarız. Bu bizi de yaralar farkında mıyız?

Uzmanlar iyi ilişkiler kurmak için üç temel unsurdan bahseder.

Bunların ilki kendimiz olmaktır. Kendimizi olduğumuz gibi kabul etmek… Fiziksel ve kişilik özelliklerimizi çizdiğimiz çerçevenin içine ezerek büzerek sıkışmaya çalışmak yerine kendini sevmek, olduğumuz gibi kabul etmektir…
Sevgi bir duygu değil bir beceridir. Yani aslında yüreğin derinliklerinden gelen bir yetenek…

AŞK