Şanslı olanlarımız sıklıkla yurt dışına gidip yeni insanlar, yeni kültürlerle tanışır…
Daha şanslı olanlarımız yaşamlarının belli bir dönemini yurt dışında farklı kültürlerde eğitim alarak geçirir…
Tercihler elbette çoğunlukla ‘gelişmiş ülke’ saydığımız Almanya, Hollanda, İngiltere gibi Avrupa’nın bazı ülkeleri ve çoğu zaman Amerika’dır…
Peki ya Türkiye?

Küreselleşen dünyada son yıllarda ‘uluslararasılaşma’dan payına düşeni elbette ülkemizde almaktadır.
Ülkemizde İngilizce eğitim veren bazı seçkin üniversiteler yabancı ülkelerden gelen öğrencileri kabul ederek farklı fakülte ve bölümlerde bünyesine almaktadır. Bununla beraber, tüm dünyada olduğu gibi bizde de uluslararasılaşma sürecinin bir parçası olarak, farklı ülke ve kültürlerden gelen öğrencilerin kabulü, kültürleşme ve kültüre uyum sağlama sorunlarını da beraberinde getirmektedir. Bu bağlamda misafir ülkelerde eğitim alan öğrencilerin bulunduğu ülkenin kültürüne uyum sağlamaları elbette önem kazanmaktadır. Buna göre, ‘misafirimiz’ olan bu öğrencilerin uyum sürecini kolaylaştırmak için ev sahibi eğitim kurumlarının uygun ortamları sağlaması beklenmektedir.

Yeni kültüre uyum sağlama ve kültürleşme sürecine ilişkin yapılan çalışmalar misafir öğrencilerin farklı sorunlarla yüz yüze kaldığını ortaya koyar.
❖ Kültürel mesafe ve farklılıklar
❖ Öz-yeterlik, öz-yetkinlik
❖ Dil yeterliliği,
❖ Ayrımcılık ve izolasyon
❖ Stres ve kaygı
❖ Aile ve arkadaş desteği
Uluslararası öğrencilerin karşılaştığı bu sorunların, onların akademik uyum ve başarılarını etkileyen önemli faktörler arasında olduğunu tahmin etmek hiçte zor olmasa gerek.






Bunların ilki kendimiz olmaktır. Kendimizi olduğumuz gibi kabul etmek… Fiziksel ve kişilik özelliklerimizi çizdiğimiz çerçevenin içine ezerek büzerek sıkışmaya çalışmak yerine kendini sevmek, olduğumuz gibi kabul etmektir…
alanlarında… Önce Mindfulness Temelli Stres Azaltma Programıyla karşıladık. Sevgili Zümra Atalay’ın kaleminde uygulama örnekleriyle… Bir grup insan tamamladı bile programı. Ardından Bahçeşehir Okulları ‘Mindful Okul Programı’ oluşturarak önce öğretmenleri sonra okul çağı çocuklarını tanıştırdı bu uygulamalarla… Elbette sonrasında ebeveynlerin mindful uygulamalarına geçildi. Türkiyede 35 okul velileri Mindful Okul uygulamalarıyla tanışırken uygulama şansı buldular. İş yaşamı peki? Bu parça yine değerli araştırmacı, biricik arkadaşım Zümra’nın çabaları sonucu oluştu. İşyeri performansını arttırmak için farklı sektörler uygulama örneklerini öğrendiler. Psikoterapi alanında kullanımı da elbette unutulmadı. Bu alanın duayen isminin Ayşe Meltem Budak olduğunu söylemeliyim. Derken birde gördük ki artık herkes dilimizde karşılık bulamadığını için kullanılan ‘mindfulness’ konuşur oldu.